AlfredJAndrea.jpgWorld History Association, İstanbul Şehir Üniversitesi ile beraber Dünya Tarihinde Bizans ve Osmanlı Medeniyetleri Sempozyumu'nun sponsorluğunu üstlenmekten gurur duyuyor. Dünyanın birçok önde gelen Bizans ve Osmanlı araştırmacısı, tek bir kültür veya devletin sınırları içinde ayrı ayrı konular üzerine görüş ve bilgilerini sunmak için değil, bu iki büyük kültür ve imparatorluğun 16 yüzyıl boyunca dünya tarihinde sahip oldukları çok çeşitli ve önemli rolleri tartışmak için İstanbul’da bir araya geliyorlar. Dünya tarihi, WHA’nın slogan edindiği üzere, kültürler-üstü, bölgeler-üstü ve uluslar-üstüdür. Afro-Avrasya’nın kara ve deniz kavşağında bulunan geniş alanları kapsayıp sayısız halkları barındıran bu iki multi-etnik imparatorluğun İnsanlığın ortak tarihinin dinamiklerini daha derinden kavramayı savunan bu iki kurumun ilk ortak girişiminde odak noktasına oturması bu sloganımıza uygun düşmektedir. Ortak ilmi bilgi paylaşımına sahne olacak olan bu üç gün zarfında hepimiz, Bizans ve Osmanlı İmparatorluklarının yakın dünyalarına egemen oluşlarına, sınırlarının çok ötesinde tarihin akışına nasıl tesir edip aynı şekilde, yakın ve uzaktaki yabancı kültürlerden ne yönde etkilenmiş olduklarına dair daha etraflı ve derin bir anlayışa ulaştığımız ölçüde zenginleşeceğiz.
World History Association, İstanbul Şehir Üniversitesi yönetimi ve öğretim üyelerinin birçok farklı ülkeden, kültürden ve disiplinden gelen siz meslektaşlarımızı, bu zengin entelektüel deneyime davet edişine katılıyor ve hoş geldiniz diyor. WHA ve ben, hepimizin ortak olacağı içten ve açık düşünce alışverişinin sonucunda her birimizin dünya tarihine dair olan görüşünün genişleyeceğini şiddetle ummaktayız.​
Fakat bu önemli akademik diyaloğa katılırken, İstanbul’un güzelliklerini ve insanlarının misafirperverliğini de göz ardı etmeyelim. Burası içinde gezinilmesi ve tadı çıkarılması gereken bir şehir. Şehirlerin kraliçesi Konstantinopolis, 1453’ten önce 1100 yıldan uzun bir süre ve sonrasında da yüzyıllar boyunca ziyaretçilerin duyu ve zihinlerini büyülemiştir. Günümüzün İstanbul’u, Avrupa Birliği tarafından 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçilme onuruna hakkıyla sahip olan dinamik bir kültür merkezidir. Bunun ötesinde, bu sempozyum için daha da önemlisi, yaşayan bir tarih müzesidir. İstanbul’un her bir köşesinde, zengin ve karmaşık tarihinin ve merkezi burası olan iki dünya imparatorluğunu etkileyen ve bu imparatorluklardan derinden etkilenen çeşitli halk ve kültürlerin kalıntılarıyla karşılaşılır. Kısacası, İstanbul yalnızca etüt edilecek değil, aynı zamanda sevilecek bir şehirdir.
Beraber geçireceğimiz bu zamanda bizi harika şeyler bekliyor; dünyanın en büyüleyici şehirlerinden birinde zengin bir akademik alışveriş bekliyor. Sonuna kadar tadını çıkaralım.
Alfred J. Andrea