ŞEHİR'in İlk Doktora Tez Savunması
12/25/2018
Üniversitemiz Tarih Doktora Programı ilk mezununu verdi.
​​​​Üniversitemizin ilk doktora tez savunması 24 Aralık 2018 Pazartesi günü Dragos Kampüste gerçekleşti. Savunma öncesinde yapılan oturumda, farklı akademik çalışma alanlarından araştırmacılar ve öğretim üyelerimiz de dinleyici olarak yer aldı.

Tarih Doktora Programı öğrencimiz Onur Öner'in "A Collective Biography Study of Musicians in the Late Ottoman Istanbul: Patterns, Networks and Music as a 'Profession'" başlıklı tezi, geç dönem Osmanlı Devleti'nden erken dönem Cumhuriyet'e uzanan bir zaman diliminde İstanbul'da yaşamış olan bir grup müzisyeni konu ediniyor.

Tezini başarıyla savunan ve Üniversitemiz Tarih Doktora Programının ilk mezunu olan öğrencimiz Onur Öner’i ve kendisine tez danışmanlığı yapan öğretim üyemiz Prof. Dr. Cem Behar'ı ve jüri üyesi olan tüm hocalarımızı tebrik ediyoruz.

TEZ ÖZETİ
Bu tez Geç Dönem Osmanlı Devleti’nden Erken Cumhuriyet’e uzanan bir zaman diliminde İstanbul’da yaşamış olan bir grup müzisyeni konu edinmiştir. Müzisyenlerin tanığı oldukları sosyo-politik ve kültürel değişimlere verdikleri tepkileri analiz etmek tezin öncelikli meselelerinden birisidir.  
Tez odağına aldığı 257 müzisyenin sosyal profillerini ortaya çıkarmak  için SPSS veri analiz yazılımı üzerinden çok sayıda niceliksel analize başvurmaktadır. Müzisyenlerin coğrafi dağılımları, ailelerinin sosyo-ekonomik durumu, eğitim düzeyleri, yabancı dil yeterlilikleri ve meslekleri sahip oldukları benzerlikler ve farklılıkları tartışmak için bir zemin oluşturmaktadır.
Bu çalışma İstanbul’un söz konusu zaman aralığındaki müzik haritasını oluşturmaya çalışmıştır. Müzisyenlerin şehir içerisindeki hareketliliği tespit etmek için başvurulan yoğunluk analiz metodu, mekân ve müzik arasındaki ilişkiler ağını ortaya çıkarmak içindir. Gephi yazılımı kullanılarak ortaya çıkarılan ağ analizleri, müziğin en yoğun olarak duyulduğu daireler (ilçeler) ve bunların birbirleriyle müzik üzerinden kurdukları ilişki biçimlerini anlamamıza yardımcı olmaktadır. Dairelerde bulunan tiyatrolar, gazinolar, tavernalar, semaî kahveleri, kıraathaneler, tekkeler, müzisyenlerin evleri ve meşk toplantılarının niceliksel analizleri şehir müziğinin yerel düzeyde nasıl  üretildiğini göstermektedir.
Birbirinden farklı müzik eğitim süreçlerine odaklanmak müzisyenlerin aslında yekpare bir yapıda değerlendirilmemeleri gerektiğini ortaya koymaktadır. Müzisyen olma süreçleri müzikal kimliklerini de şekillendirmekteydi. Analiz edilen müzisyenlerin önemli bir kısmı için müzik sahip oldukları şehir kültürünün bir parçası; tamamlayıcısıydı ve müzikle kurdukları ilişki biçimi de kâr odaklı değildi. Fakat 20. yüzyılın başlangıcıyla hızlanan politik krizler müzisyenlerin hayatında büyük değişimlere neden olacaktı. Bu çalışma politik değişimlerin müzikteki izdüşümlerini müzik okulları (1909 ertesi) ve radyo yayıncılığı (1927) üzerinden göstermeye çalışmaktadır. Müzik tarihi için köşe taşları olarak düşündüğüm bu iki kurum, imparatorluk müziğine has çeşitlilikten yeknesaklığa adım, müziğin profesyonelleşmeye ve müzisyenliğin sosyal statü kazanmaya başlaması ve müzik içerisinde değişen kadın rolleri gibi pek çok açıdan tartışmaya açılmaktadır.