Araştırmalar

DEVAM EDEN ARAŞTIRMALARIMIZ


​​​Flashbulb
15 Temmuz 2016 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti ve o güne şahit olan bireyler açısından özel bir yere sahiptir. 15 Temmuz 2016 gibi milletçe etkilenmemize neden olan olaylar, şaşkınlık ve beraberinde de duygu yoğunluğu ile hatırlanan anılara dönüşürler. Bu anılar ise zihnimizde flaş bellek olarak kodlanır. Bu proje ile amaçlanan 15 Temmuz 2016 tarihinin Türk toplumu üzerinde flaş bellek oluşumunu ve etkili olabilecek unsurları (yaşanan stres ve kaygı seviyesi, kişilik özellikleri, insanların olay gecesini sokakta ya da evde geçirmiş olması vb.) araştırmaktır. Araştırma, üç farklı tarihte (22 Temmuz 2016, 15 Ekim 2016 ve 15 Temmuz 2017) yapılan mülakatlardaki anlatılarda ortaya çıkabilecek farklılıkları bulmaya yöneliktir. ​
​​​Kolektif Bellek (Collective Memory)
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde toplumu derinden etkileyen, şaşkınlık, sevinç, üzüntü gibi farklı duygular uyandıran olaylar, sonrasında duygu yoğunluğu ile hatırlanan anılar zihnimizde kodlanmaktadır. Toplum tarafından paylaşılan bu anılar kolektif bellek olarak adlandırılmaktadır. Boğaziçi Üniversitesi ile yürüttüğümüz bu çalışmada amaçlanan Türkiye’de yaşayan kişiler için önem taşıyan toplumsal olayların neler olduğuna ilişkin veri elde etmek ve yaşanan bu toplumsal olaylara dair anıların insan belleğinde nasıl bir yer (olumlu/olumsuz vb.) edindiğine dair bilgi edinmektir.


LİSANS DÜZEYİNDEKİ ARAŞTIRMALARIMIZ


​​​Dijital Sahte Hafıza (Digital False Memory)
Bu çalışma son zamanlarda belgelenen inanılmayan anılar (non-believed memories/NBMs) olarak bilinen hafıza olgusunu araştırmaktadır. Bu, hafıza ve inanç arasındaki ayrıklık tarafından karakterize edilmekte, bir olayın olduğuna dair inancın zayıflaması hatta yok olmasına rağmen, bu olayın detayları canlı ve hafızamsı özelliklerle hatırlanabilmektedir (Mazzoni, Scoboria & Harvey, 2010). Bu çalışmada, inanılmayan anıların indüklenmesinin yanında, bunun bizim davranışlarımız üstünde etkisinin olup olmadığını da araştırılmıştır.
​​​Ölüm Algısı (Death Perception)
İstanbul Şehir Üniversitesi Bilişsel Psikoloji Laboratuvarı ve Gelişim ve Psikopatoloji Laboratuvarı çatısı altında kurulan Çocuk ve Kavram Ekibi, çocuklarda soyut ve somut kavram gelişimini araştırmayı ve konu hakkındaki bilgi birikimine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Ekip bu yıl, 4-9 yaş grubu çocuklarda hayat döngüsü, biyolojik fonksiyonların devamı ve ölüm kavramlarını inceleyen bir araştırma yapmaktadır. Psikoloji Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Reyyan Bilge danışmanlığında yürütülen çalışma aynı zamanda Yrd. Doç. Dr. Fatıma Tuba Yaylacı tarafından desteklenmektedir.
​​​Travmatik Olaylara İlişkin Bellek Araştırması (Tunnel Memory for Traumatic Events)
Bu çalışma, travmatik olaylara ilişkin bellek süreçlerini araştırmaktadır. Tünel bellek yaklaşımına göre, travmatik olaylar ve yüksek oranda negatif duygular içeren olaylar diğer olaylara kıyasla daha dar bir perspektiften hatırlanmaktadır. Buna göre, insanlar negatif bir olayı hatırladıklarında olayın geçtiği çevresel detaylara ilişkin bilgiyi kaybederler. Bir yaklaşıma göre, insanlar negatif bir olay yaşadıklarında veya negatif bir olaya şahit olduklarında dikkatlerini olaydaki merkezî bilgilere odaklarlar, bu da çevreyle ilgili detayları gözden kaçırmalarına yol açar. Buna sebep olan mekanizmalardan birisi, yaşanan (veya şahit olunan) negatif olayın insanlarda fizyolojik uyarılmaya yol açması olabilir. Biz de bu araştırmamızda, hem davranışsal yöntemlerle travmatik belleğe ilişkin literatürde yer alan temel tezleri, hem de deri iletkenliği ve kalp atış hızını ölçen fizyolojik yöntemlerle bedenin fizyolojik uyarılmasının travmatik olayların hatırlanmasına olan etkisini test ediyoruz. Davranışsal yöntemlerden elde ettiğimiz verileri Kasım 2016’da Boston’da yapılan Psychonomic Society’nin 57. Toplantısında sunduğumuz posterde açıklıyoruz. Postere buradan​ ulaşabilirsiniz.

DİĞER ARAŞTIRMALARIMIZ


​​​STEM Eğitim ve Uzamsal Bilgi (Education and Spatial Knowledge)
Hepimiz basit ya da karmaşık uzamsal bilgiyi bir şekilde işliyoruz. Buna rağmen bazılarının mekana dair bu bilgiyi kullanmada, uzaydaki konumunu anlamada veya çevredeki nesne ya da binalar arasındaki ilişkiyi algılamada diğerlerinden daha iyi olduğunu gözlemliyoruz. Peki insanlar aynı uzamsal bilgiye maruz kaldıkları halde neden bu bilgiyi farklı işliyorlar?
Dr. Bilge, bu çalışmayla büyük ve küçük ölçekli uzamsal bilgiyi işlerken kullanılan ortak mekanizmalar gibi gayet kapsamlı konuları irdelemeyi amaçlamaktadır. Mekana dair bilginin zihinde kuşbakışı veya işaret ile temsil ediliyor olması, düşünce tarzıyla kullanılan stratejiler arasında ilişki kurulması, stratejilerin uyaranların niteliğine göre değişmesi ve alışılagelmiş düşünce tarzlarının yoğun çalışmadan etkilenmesi gibi bulgulara ulaşılması durumunda, literatüre çok önemli katkılar yapılması ve eğitim başta olmak üzere birçok uygulama alanına da katkı yapması beklenmektedir. Alışılagelmiş düşünce tarzının değişkenliği, araştırmada önerildiği gibi desteklenirse uzun vadede bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) eğitimine de katkı sağlayacaktır ve böylece ülkenin geleceğine, istihdamına ve ekonomik gelişimine dair temeller atılabilecektir.​