Yazar Ahmet Ümit ŞEHİR'in Konuğu Oldu
24.05.2018
İstanbul Şehir Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı ile İngilizce Mütercim Tercümanlık Bölümü tarafından "Ahmet Ümit ile Çeviri ve Edebiyat Üzerine" başlıklı bir söyleşi gerçekleştirildi.
​​​​​Üniversitemiz Mütercim Tercümanlık Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Seyhan Bozkurt’un moderatörlüğünde yapılan etkinliğin açılışın konuşmasını Rektörümüz Prof. Dr. Peyami Çelikcan yaptı. Üniversitemizin yeni kampüsüyle birlikte yeni alanlarda da eğitim vermeye başladığını ifade eden Prof. Dr. Peyami Çelikcan, "Dil öğretimi alanında iddialıyız. Bu konuda ciddi hazırlık programlarımız var. Güçlü bir Türk Dili Edebiyatı bölümüne de sahibiz. Şimdi bu güçlü yanımızı İngiliz Dili ve Edebiyatı İngilizce Mütercim Tercümanlık Bölümü ile daha da pekiştirmek istiyoruz. Önümüzdeki yıldan itibaren bu bölümümüze öğrenci almaya başlayacağız" dedi. Prof. Dr. Peyami Çelikcan ayrıca yeni bölümün ilk etkinliğinde yazar Ahmet Ümit'i konuk etmekten dolayı büyük mutluluk duyduklarını da sözlerine ekledi.

"Yazar olmasaydım klasik müzik bestekârı olurdum"
Eserleri 60 ülkede 40 dile çevrilen ve her kitabı 7 milyon civarı yayınlanan edebiyatçı yazar Ahmet Ümit ise, kitaplarının çeviri sürecine ilişkin bilgiler paylaştı. "Yazar olmasaydım klasik müzik bestekârı olurdum" diyen Ahmet Ümit, "Müzikte herhangi bir dil engeliniz yok. Mozart’ı ya da Beethoven’ı herkes dinleyebiliyor. Edebiyatta ise durum öyle değil. Romanlarınızı kendi dilinizde yazıyorsunuz fakat dünyanın sizi okuyabilmesi için romanınızı İngilizceye, Arapçaya, İspanyolcaya ya da Çinceye çevirmek durumundasınız. Bu noktada devreye çevirmenin becerisi ve yeteneği giriyor” dedi. Romanlarının Çince ve hatta Tayland diline çevrildiğini anımsatan Ahmet Ümit, "Bunlar nasıl çevrildi inanın bilemiyorum. Bu çeviriler sırasında romanım ne kadar değer kaybediyor ya da kazanıyor bir fikrim yok" dedi.

"Çevirmenler eserleri yeniden yazan kişilerdir"
Çevirmenlerin eserleri yeniden yazan kişiler olduğuna dikkat çeken Ahmet Ümit,  "Eğer çevirmen iyi ise eseriniz yeniden doğuyor" dedi. Ara sıra tüm dünyadaki çevirmenlerini İstanbul’da bir araya getirerek toplantılar yaptıklarını belirten Ahmet Ümit, "Onlar bana soruyor ben de onlara. Çevirmenlerin en çok sordukları sorular argo kelimeler. Çözmekte zorlanıyorlar" dedi. Romanlarının daha çok Osmanlı coğrafyasında ilgi gördüğünden söz eden Ahmet Ümit, Yunanistan'da romanlarının çok satanlar listesinde yer aldığına dikkat çekti. Edebiyat ya da sanat denildiğinde önemli olan şeyin yeni bir şey yapmak olduğunu bildiren Ahmet Ümit, "Bir Agatha Christie ya da William Shakespeare gibi yazman önemli değil. Ahmet Ümit gibi yazmalısınız. Yepyeni bir yazım tarzının artık evrensele açılması lazım." şeklinde konuştu.

"Romanlarımda insan ruhunu anlatıyorum"
Polisiye romanların çok okunan bir tür olduğunu söyleyen Ahmet Ümit, "Ben polisiye roman yazarken aslında insan ruhunu anlatıyorum. İster aşk, ister tarih, ister politik, isterse de polisiye olsun, romanın amacı insan ruhunu anlatmaktır. Bunu en iyi yapan iki büyük edebiyatçı ve roman yazarı var. William Shakespeare ve Fyodor Dostoyevsky. İkisi de insan ruhunu en iyi yansıtan yazarlardır. İkisinin de en ünlü eserleri cinayet romanlarıdır. Benim dünya yazarlarına göre en büyük avantajım yaşadığım toprakların tarihsel geçmişidir. Osmanlı, Hititler, Selçuklular… Tarihi roman ile birleştirerek anlatmaya çalışıyorum. Amacım 5.000 yıl önceki insan ile bugünkü insanlar arasındaki farkı ortaya koymak. İnsan ruhunun nasıl değiştiğini açığa çıkarmak" diye konuştu.

"Polisiye çevirisi en zor olan roman türüdür"
Yazar Ahmet Ümit’in çevirmeni Rakesh Jabonputra ise konuşmasında çeviri yaparken nelere dikkat ettiklerini anlattı. Kitabın ismini en son çevirdiklerini bildiren Rakesh Jabonputra, "Öncelikle kitabı okuyoruz. Okurken kendi kişiliğimizi bir kenara bırakıyoruz. Bir okur gibi okuyoruz. Sonrasında ise birkaç gün kitabı bir kenara bırakıp, bilinçaltımıza alıyoruz. Sonra bir kez daha okuma yapıp çevirisini yapmaya başlıyoruz" dedi. Çeviri esnasında en keyifli olanın argo kelimeler olduğunu söyleyen Rakesh Jabonputra, "Çok eğlenceli. Sokakta yaşayan insanların diline bakarak anlamaya çalışıyoruz" dedi. Çevirisi en zor olan roman türünün polisiye olduğunu açıklayan Rakesh Jabonputra, "Çünkü romanın merkezinde bir sır perdesi vardır. Bilinmeyen bir cinayet işlenir. Bunu ifşa etmemek için seçeceğiniz kelimeler çok önemlidir. Sıradan bir konuda kelimelerde esnek olabilirsiniz, ancak cinayet romanlarında kelimeleri çok doğru seçmeniz gerekir" dedi.